Gençler için ‘elektronik sigara salgını’ uyarısı

Gençler için ‘elektronik sigara salgını’ uyarısı

Daha az zararlı olduğu iddiasıyla 2000’li yılların başında ortaya çıkan elektronik sigara, pazarlama stratejisi olarak ‘masum’ gibi gösterilse de zararlı olduğu artık dünyada kabul görüyor. E-sigaraların satışı Türkiye’de yasak olsa da hala kolaylıkla satılabiliyor. Renkli ambalajları ve farklı aromalarıyla en büyük hedef kitle ise gençler…

Önce Çin’de piyasaya sürüldü. 2004 yılından 2010 yılına gelindiğinde artık neredeyse tüm dünyaya yayılmıştı. Başta kanser olmak üzere sayısız hastalığa yol açan sigaraya alternatif olarak hayatımıza sokulan elektronik sigaraların gerçek yüzü zamanla ortaya çıktı. Masumiyet maskesi yerini içi boş reklam oyunlarına bıraktı. Elektronik sigaranın zararsız olduğunu söylemek mümkün değil. Sigarayı bırakmaya aracılık edebilecek bir ürün olduğu tezi ise çürümüş durumda.

Elektronik sigaraya olan ilgi yatırımcıların iştahını kabarttı. Güçlü tütün endüstrisi için artık pastanın önemli bir dilimi haline geldi. Peki nedir bu elektronik sigaranın özelliği? Hedef kitle kimlerden oluşuyor? Kullanım oranları ne durumda? Yeşilay Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Recep Erol Sezer ile konuştuk…

“ABD’de çocuklar arasında e-sigara salgını var”

Prof. Dr. Sezer’e göre elektronik sigara kullanımı ABD’de ciddi bir oranda. ABD’nin sigarayla mücadelede başarılı bir ülke olduğunu vurguluyor. Son 50 yılda sigara içme oranlarını yüzde 50’den yüzde 12’ye düşürdüklerini dile getiriyor. Ancak elektronik sigarada durumun vahim olduğu görüşünde:

“Çocuklar arasındaki elektronik sigara salgınında 3-5 yıl içinde lise öğrencilerinin yüzde 30’u son bir ayda elektronik sigara kullanmış çocuklara dönüştü. Yani çocuklarda elektronik sigarayla bir nikotin salgını başladı. ABD hala bununla mücadele ediyor.”

Prof. Dr. Sezer ABD’deki durumu anlatınca ister istemez “Peki ya Türkiye?” diye soruyoruz. Neyse ki aldığımız yanıt yüreğimize su serpiyor.

“Üniversite öğrencilerinde yapılmış iki çalışma var. Son bir ayda kullanma oranı yüzde 3 görünüyor. Bunu ABD ile karşılaştırdığımız zaman oran oldukça düşük. Elektronik sigara bazı ülkelere hızla girebilmiş durumda. Ülkemiz elektronik sigaraya karşı kapılarını çıkışından itibaren kapattığı için belki biz yüzde 3’te kaldık.”

Elektronik sigarada aromatik tat oyunu

Türkiye’de elektronik sigara kullanım oranının düşük olması rehavete yol açmamalı çünkü Prof. Dr. Sezer’in bahsettiği elektronik sigara salgını koşulları, riskin her an artabileceğinin işareti niteliğinde… Üstelik gençler üzerinde de her geçen gün ilginin arttığı gözlemleniyor. Sezer bu ilgi ile elektronik sigaralardaki aromaların etkisini ise şöyle değerlendiriyor:

“Aromaların iki önemli işlevi var. Bunlardan bir tanesi tat veren maddeler. Bu tat veren maddeler asetaldehit miktarını yükseltiyor. Asetaldehit vücutta hücrelere zarar veren bir madde. Nikotin ve asetaldehit yan yana olduğu zaman çocukların bağımlı olması çok kolay hale geliyor. Yani bu aromalar, nikotinin bağımlı tepkisi özelliğini nikotinle etkileşime girerek arttırıyor. İkincisi ise aromaların hoşa giden bir etkisi var. Bu da yeniden kullanma motivasyonu yaratıyor. Alıştıktan sonra yeniden kullanma motivasyonu yarattığı için kişiler madde kullanmaya devam ediyor. Beyinleri öyle bir değişiyor ki bu değişimden sonra kullanmadıkları zaman konsantre olamayan, dikkatini toplayamayan, huzuru olmayan kişilere dönüşüyorlar. Yani elektronik sigara kullanmaya başlayan gençler kullanmadıkları zaman ders çalışmaları, öğrenmeleri bozulacak, keyifleri kaçacaktır.”

Elektronik sigara sağlığa nasıl zararlar veriyor?

Elektronik sigarada normal sigaradan daha az sayıda kimyasal madde olduğu kesin. Ama daha masum diyebilmek mümkün değil. Çünkü daha az madde olması, daha az zararlı olduğu anlamına gelmiyor.

Prof. Dr. Sezer, elektronik sigara içinde nikotinin yanı sıra propilen glikol ve bitkisel gliserin denen nikotini çok küçük parçalara dönüştüren ve içe çekilmesini, emilmesini kolaylaştıracak şekle dönüştüren çözücü maddeler bulunduğunu söylüyor. Ayrıca yine içe çekildiği zaman en uygun, en hızlı şekilde kana geçebilmesini sağlayacak düzenlemeyi mümkün kılan benzoik asit veya benzeri maddeler var. Bunlar uygun oranda katıldığı zaman serbest nikotin miktarı öyle bir düzeye çekiliyor ki kişi kolayca içine çekebiliyor. Kana karışan nikotin miktarı hızlı oluyor. Bu durumda sigaranın ya da elektronik sigaranın bağımlılık yapıcı özelliği sağlanıyor.

Propilen glikol, bitkisel gliserin ve benzoik aside ek olarak bir de tatlandırıcı maddeler var. Tatlandırıcı maddeler de içimi kolaylaştırıcı ve pekiştirici etkiyi arttırıcı özelliğe sahip. Bu madde grubu ısı altında bir araya geldiği zaman birçok yeni maddenin oluşmasına aracılık ediyor. Örneğin, asetaldehit, formaldehit ve akrolein gibi, hem kanser yapan hem hücrelere zarar veren kimyasal etkenlerle iltihabi olayları başlatan maddeler…

Prof. Dr. Sezer elektronik sigaranın direkt zararlarından bahsetmek için erken olduğunu örneklerle anlatıyor:

“Çünkü elektronik sigara yeni bir ürün. Bu zararı gösterebilecek araştırmalar yok. Sigarada bu zararlı hastalıkların gösterilebilmesi 60 yıl içinde oldu. 1960’lı yılların ortasına kadar sadece kalp hastalıkları ve akciğer kanseri biliniyordu. Sonra bunların sayısı 50 hastalığa kadar yükseldi.”

Ancak benzetme yoluyla içinde bulunan maddelere bakılarak elektronik sigaranın potansiyel zararlarından söz edilebiliyor. Elektronik sigara dumanının ya da buharının kanser yapıcı olduğu, DNA’yı bozduğu biliniyor. Sadece nikotin içeren ürünlerin dahi kalp hastalığı yapıcı özelliğiyle uzun süren araştırmalara dayalı olarak ortaya konulmuş durumda.

GRAFİK: M. Furkan Terzi