Fırçası iğne, tuvali kasnak, boyası iplik

Fırçası iğne, tuvali kasnak, boyası iplik

Geleneksel nakış kalıplarının dışına çıkarak eserlerini yapıyor. Bazen bir fotoğraf bazen bir film sahnesi veya tarihi bir yapıdan ilham alıyor. Tuval olarak kullandığı kasnağına birbirinden özel eserler işliyor.

Hafızalara kazınan bir film sahnesi, ünlü bir ressamın tablosu ya da tanınmış bir ismin portresi onun kasnağında hayat buluyor. Yaptığı işi “iplikle resim yapmak” olarak tarif ediyor. Leyla Aslan, geleneksel nakış kalıplarının dışına çıkarak kasnağını tıpkı bir tuval gibi kullanıyor.

Şimdilerde birbirinden sıra dışı çalışmalara imza atan Leyla Aslan’ın nakış öyküsü uzun yıllar öncesine uzanıyor. Nakışla ilk defa 1998’de mezun olduğu Olgunlaşma Enstitüsü ile tanıştığını söyleyen Aslan, “Geleneksel nakış eğitimi aldım. Kurumsal firmalarda çalıştım. Yaklaşık 10 yıl önce dekoratif nakışla tanıştım” diyor.

Nakışı kendine göre yorumluyor

Dekoratif nakış yaparken “Ben bunu kendi ülkeme nasıl yorumlayabilirim?” diye yola çıktığını ifade eden Aslan, sonraki süreci şöyle anlatıyor:

“Aslında neleri seviyorsam bununla ilgili bir çalışma olsun istedim. Sevdiğim filmler, fotoğraflar ilgi alanım dahilinde. Mimariye, tarihi yapılara çok merakım olduğu için mimari nakış yaptım. Önce fotoğraflarını çekiyordum, sonra bunları iplikle yorumlamaya başladım. Daha sonra sinema afişi çalışmam oldu. Ve kendimi nasıl geliştirebilirim diye baktım aslında… Bunları yaparken çok fazla popüler kültüre hitap eden şeyleri denemek istemedim. Sonuç olarak neler çıkabileceğini merak ettiğim çalışmalar yapmak istedim. Çalışmalarımın kimi altı ay kimi bir ay sürdü.”

Film sahnelerini nakışla yorumluyor

Sanatçı Leyla Aslan’ın el emeği göz nuru eserlerinin içlerinde neler yok ki… Başrolünde Türkan Şoray’ın yer aldığı “Vesikalı Yarim” filminden bir sahne, ünlü ressam Abidin Dino’nun “Ankara Evleri” adını taşıyan tablosu, İbrahim Çallı ya da Van Gogh gibi ünlü ressamların tabloları ve daha niceleri… Bu eserlerden biri de ünlü ressam Devrim Erbil’e ait. Atölyesinin duvarını süsleyen eserin yapım aşamasını Aslan’dan dinliyoruz:

“Devrim Erbil’in ‘İstanbul’ resmini yine iplikle çalıştım. Bu epey uzun sürdü. Fakat çıkan sonuç beni mutlu etti, Devrim Hoca da beğendi. Bu benim için çok güzel bir gelişmeydi. Bir taraftan kumaş boyamanın benim işimle nasıl örtüşeceğini merak ediyordum. Suluboya çalışmalarından esinlenerek kumaş boyasını ve tekstil boyasını nakışla beraber çalışmaya başladım.”

Eserlerin tamamlanması ortalama bir ay sürüyor

Bir eseri ortaya çıkarmanın boyutuna ve ipliğin kalınlığına göre değiştiğini söylüyor Leyla Aslan. Yine altında kullanılan kumaş boyası ve farklı materyaller da süreci etkiliyor. Ancak bir çalışmayı tamamlamak ortalama bir ay sürüyor. Leyla Aslan’ın yeni bir esere başlarken izlediği yol esere göre değişiyor. Aslan, bu konuyu şöyle açıklıyor:

“Bazı çalışmalar, fotoğrafladıktan sonra fotoğrafın üzerinden gidebiliyor. Mesela Sirkeci’deki Vlora Han benim fotoğraf çalışmam. Bu fotoğrafı iplikle yorumlayarak çalışmıştım. Fakat bazıları da ressamların resimleri, çizimler ya da illüstrasyonlar olabiliyor. Bunlar üzerinden gidiyorum. Bazen de bir fotoğraf veya resmin üzerine keçe, kumaş boyası boncuklar gibi farklı materyaller ekleyerek yorumluyorum.”

Birikimini öğrencilerine aktarıyor

Son zamanlarda özellikle portre çalışmalarına ağrılık veren Aslan, bir yandan da öğrendiklerini öğrencileriyle paylaşıyor.

Yaklaşık 5 yıldır nakış konusunda atölyesinde dersler veriyor. Aslan, derslerine gösterilen ilgiden memnun. “Nakışın günümüzde daha popüler olması artık insanların iplikle sadece bir kadının evine yapması gereken bir görev dışında sınırsız bir dünya olduğunu görmesiyle değişti” diyor.

Çalışan kadınlar ve üniversite öğrencileri atölyesine ilgi gösterenlerin başında geliyor:

“Benim jenerasyonumda ve benden önceki dönemlerde nakış kadına bir görev gibi addedildiği için bunu bir reddetme vardı. Ve artık kadınlar kendini iyi hissettiğini düşündüğü için, iyi zaman geçirdiği için nakış yapıyor. Erkek öğrencilerimiz de olmasına rağmen çoğunlukla kadınlarla çalışıyoruz. Geleneksel nakış bizim temelimizde var. Fakat biz bunu kendi hayalimizdeki resim, tablo neyse artık nasıl iplikle yorumlayabiliriz, bunu anlatmaya çalışıyorum öğrencilere.”

Sanatçı önümüzdeki aylarda öğrencilerinin çalışmalarından oluşan bir sergi ile atölyedeki çalışmaları görücüye çıkarmaya hazırlanıyor.

Kurgu: Muhammed Enes Ertaş