EPDK Başkanı Yılmaz: “Enerjiyi verimli kullanarak merkez olacağız”

EPDK Başkanı Yılmaz: “Enerjiyi verimli kullanarak merkez olacağız”

EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz, Türkiye’nin enerji merkezi olma hedefine emin adımlarla yürüdüğünü, bunun da kaynakların verimli bir şekilde kullanılmasıyla olacağını söyledi. EPDK hizmet binasının da kendi enerjisini kendi üreten bir kamu binası olduğuna dikkat çeken Yılmaz, “Enerji, bedendeki kan gibidir” dedi.

Enerji, iş yapabilme gücünü ifade ediyor. Herhangi bir üretim yapılacaksa, insanlar konforlu bir hayat yaşayacaksa, bir ülke ilerleme sağlayacaksa ve ekonomisi güçlü bir ülke olacaksa, sağlam bir enerji altyapısına sahip olması gerekiyor. Enerjisini kendi üreten, ithal etmeyen ülkeler ise bu anlamda büyük avantaj kazanıyor. Elbette her bir litresi, metreküpü çok kıymetli olan enerji kaynaklarını da bu nedenle verimli kullanmak gerekiyor.

Türkiye’de, bu bilinci oluşturmak için, 9-15 Ocak arası, ‘Enerji Verimliliği Haftası’ olarak kutlanıyor. Türkiye’de enerji piyasalarının denetim ve düzeninden sorumlu isim olan Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Başkanı Mustafa Yılmaz, hafta nedeniyle TRT Haber’in sorularını yanıtladı, önemli açıklamalar yaptı. Yılmaz’ın açıklamalarının satır başları şöyle:

Verimlilikten ne anlaşılmalı?

“EPDK demek verimlilik demek. Kararlarımızla, uygulamalarımızla, hizmet verdiğimiz binamızın yapısıyla bunu ortaya koyduk. Verimlilikten, attığımız her adımda kendi kaynaklarımızı öne çıkarmamız gerektiğini anlıyoruz. Kendi kaynaklarınızı kullanmayıp enerji ürünleri ithal ediyorsanız, verimlilik iddiasında bulunamazsınız. Enerjiyi verimli kullanmak, cari açığı azaltmak demek, istihdam oluşturmak demek, kaynak maliyetini minimize etmek demek.”

Türkiye’nin güneşi, rüzgarı var

“Ülke olarak yüzümüzü güneşe döneceğiz, sırtımızı da rüzgara vereceğiz. Işıldayan her güneşin kıymetini bilerek bunu enerjide kullanmamak lazım. Rüzgardan, güneşten hatta çöpten bile enerji üretmemiz demek, yurtdışından getireceğimiz doğalgazın, kömürün, petrolün önüne geçilmesi demek. Enerji arzında dengeyi ne kadar yerli kaynaklar lehine bozabiliyorsak, o kadar güçlü oluruz. En başta istihdam açısından daha avantajlı oluruz. Kurum olarak. Paris Anlaşması, Kyoto Protokolü gibi anlaşmalara dikkat ederek, yerli kaynaklara önem veriyoruz. Şartlar elverdiği ölçüde yerli kaynakların hem yenilenebilir hem fosil kaynaklı olanlarından istifade edilmesini sağlamaya çalışıyoruz. Büyümek istiyorsak, böyle büyüyeceğiz. ‘Enerji hub’ı olmak istiyorsak, dünyanın enerji merkezlerinden biri olacaksak, bu iddiayı gerçekleştireceksek yerli kaynakları verimli kullanarak olacağız. Sayın Cumhurbaşkanımız da bu hedefi ortaya koydu çünkü bu Türkiye’nin hedefi.

Enerji vücuttaki kan gibidir

“Dünya siyasetinde, jeopolitiğinde, ekonomisinde kendinize bir hedef belirlemişseniz, bunların gerçekleştirebilmenin ilk şartı enerjiye sahip olmanızdır. Enerji olmazsa savunma sanayiini geliştiremezsiniz, endüstriyi geliştiremezsiniz, tarımı bile geliştiremezsiniz. Dolayısıyla enerji insanın vücudundaki bir kan gibidir. Kan dolaşımını tüm vücudunun içerisine sağlıklı bir şekilde sağlayamazsanız, vücut da sağlıklı olmaz. Enerjiyi verimli kullanmak istihdam açısından önemli. Yerli kaynakları verimli kullanmaz, ülke dışından mesela kömür ithal ederseniz, orada işçinin parasını siz ödemiş olursunuz. Eldeki kaynakları verimli kullanınca, Türkiye’deki bakkal, berber, manav kazanır. Bu nedenle yerli enerji kaynaklarını, verimliliğin ilk şartı olarak görüyoruz.”

Sanayici kendi enerjisini üretecek

“Ağustos ayında birtakım düzenlemeler yaptık. ‘Sanayicimiz, ticarethaneler hatta belediyeler, kamu hizmetleri için kendi enerjisini üretebilir’ dedik. Tarımda da aynı durum söz konusu. Enerji maliyetleri ne kadar düşerse maliyet o kadar düşer. Firmalar kendi enerjisini üretirse, enerji hatlarındaki kayıp engellenmiş olur. Hatta bu enflasyonu bile etkiler çünkü tarım ürünlerinin maliyeti düşer. Turizmi etkiler çünkü konaklama maliyetleri düşer. Bir otelin giderlerinin yüzde 40’ı enerji harcaması ise bunun yüzde 25’e düştüğünü düşünün.”

Depolamanın önemi

“Rüzgar ve güneş gibi yenilenebilir enerji kaynaklarına sahibiz ama bunlar salınımlı enerji. Bunun için de enerji depolama ile entegre hale getirerek yeni yüzyılı hazırlanmak gerekiyor. Geleceğin en önemli konulardan biri enerji depolanması olacak. Başta Çin olmak üzere birçok ülkenin bu konuda önemli planlamaları ve yatırımları var. Bununla ilgili bizim de çalışmalarımız var. Avrupa’nın bile önüne geçerek yatırımcılara, ‘Depolama yaparsanız, size herhangi bir yarışma olmaksızın güneş ve rüzgar lisansı veririz’ dedik. Hızlı bir şekilde bunun düzenlemesini yaptık. Yönetmeliğimiz ilan edilir edilmez müracaatlar başladı. Bugün yaklaşık 130 bin MWh kapasiteyi geçen bir başvuru oldu. Bunun karşılığı 250-300 milyar dolar civarında. Burada trafo kapasitemiz, şebeke kapasitemiz de önemli. 25-30 bin MWh civarında yatırımın kısa vadede gerçekleşecek. Bunun Türkiye için çok önemli bir enerji hamlesi olduğunu düşüyorum.”

 

Yerli üretim verimliliğin olmazsa olmazı

“Yerli kaynaklara dayalı teşvikleri de son derece önemli buluyorum. Eğer kaynağınız içeride kalıyorsa, bu istihdam oluşturacaktır. Yerli üretim verimliliğin olmazsa olmazı. Başka ülkelerin kendi devletlerinin teşvikiyle ucuza sunduğu malı getirip yerli üretimi ihmal ederseniz, ülkenin gelişmesi açısından son derece tehlikeli olur. Maliyeti ucuz kendi kaynaklarımızı kendi ekonomimize kazandırmamız lazım. Enerji merkezi olacaksak, ithalatı minimize edip elektrik ve doğalgaz ihracatı yanında, depolamayı geliştirip enerjinin altyapısını kurabilecek üretimi de yapıp ihraç etmek gerekir. Bununla ilgili ciddi yatırımcılar var. Son iki yılda güneş alanında sanayi sektörü çok gelişti. Türk firmalar sadece rüzgar türbini üretimi değil, diğer tüm aksamı da üretebiliyor ve ihraç ediyor. Günümüzde yatırım 10 bin MWh’ı geçti. Bunu 20-30 bine ulaştırdığımız, güneşte de aynı rakamları yakaladığımız takdirde, Türkiye’nin enerji yönünden diğer ülkelerle mukayese edilmeyecek şekilde avantajlı hale geldiğini göreceğiz.”

Depolamaya yönelik yatırımlar

“Kısa ve orta vadede güneş ve rüzgâr santrallerine dayalı depolama sistemine 40-45 milyar civarında bir yatırımın gerçekleşmesini bekliyoruz. Bu yatırımlar gerçekleştiğinde yan sanayi, üretim, ekipman, teçhizat sanayinin de çekici gücü olacak. Sadece doğalgaz satışı değil, rüzgar, güneş gibi yenilenebilir enerji kaynakları, bunun yan sanayisini de ihraç edeceğiz. Yalnız elektrik ve doğalgaz ihracıyla yetinmememiz lazım. Rüzgar ve güneş gibi santralleri üretiyoruz, depolamayı da üretip coğrafi konumumu da kullanıp, Ortadoğu, Türk Dünyası, Kuzey Afrika ve Avrupa’nın ortasında bir enerji merkezi haline geleceğiz.”

Elektrikli otomobillere hazırlık

“Yerli elektrikli otomobiller bu yıl inşallah hayatımızın bir parçası olacaklar. Bunlar sadece bir araba değil, bir ‘yaşam alanı’ olarak tasarlanıyor. Böyle oyunca, bu yaşam alanının enerjisini sağlamak zorundayız. Bununla ilgili olarak Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve EPDK olarak bize sorumluluk verildi ve kararlarımızı aldık. Bugün itibariyle, tüm Türkiye’ye yetecek kadar şarj istasyonu hizmeti var. İlk aşamada her il merkezinde ve 600 ilçede şarj hizmeti verilmeye hazırız. Bu dönem enerjide ıskalama lüksümüz yok. Büyük devletiz ve büyük devlete yakışır şekilde hem enerjiyi hem altyapıyı sunacağız.”

Benim ülkem değerli

“EPDK olarak yalnızca düzenleyici karalar almıyoruz, aynı zamanda yönlendirici kararlar da alıyoruz. Piyasaya olumlu sinyal vermek, dinamik kararlar almak zorundayız. Bu nedenle her hafta, bazı haftalarda iki kez toplantımız var. Temel düsturumuz şu: Yarınım, bugüne eşitse zarardayım… Uzmanlarımız, daire başkanları, kurul üyelerimiz, hepsi bu anlayış içinde çalışıyor. ‘Yarın eğer ülkeme bugünden daha değerli şeyler katmadıysam, zarardayım’ diyoruz çünkü benim ülkem değerli, devletim değerli.”

Gaz ve petrol keşifleri

“Hem yeni gaz keşifleri hem petrol bulunması çok önemli. Bakanlığımız güzel çalışmalar yapıyor. Özellikle bordan enerji konusunda daha fazla yararlanma konusunda enstitüler kuruldu. Gazda tamamen dışa bağımlıydık. Kendi gazımızı bulmamız, kaynak çeşitliliği sağlamak adına çok önemli. Yeni rezerv bulunması geleceğe dönük umutlarımızı artıyor. Daha da artacağını düşünüyorum. Bir yerde bir varil bile petrol buluyorsanız, devamı vardır. Bir varili bile önemli. Ukrayna ve Rusya arasında süren savaşın görünürde bazı sebepleri var ama biraz daha temele indiğinizde, orada geniş enerji kaynakları yatakları olduğunu görürsünüz. Bugün Avrupa enerji krizi yaşarken, ABD kaya gazı satışına başladı. Dünyadaki gelişmeleri enerjiden bağımsız düşünmemek gerekir. Bu nedenle her türlü yerli kaynak çok önem kazanıyor.”

 

En pahalı enerji, olmayan enerji

“En pahalı enerji, olmayan enerjidir. Eğer enerjiniz yoksa, ne pahasına olursa olsun, almak zorundasınız. Enerji olmazsa iş yapabilme gücü olmaz. İnsan için bile bu böyledir. Bir yerde bir varil petrol varsa, o işaret fişeğidir ve Sayın Cumhurbaşkanımızın dediği gibi, ‘Her arayan bulamaz ama bulanlar, arayanlardır’. Doğal kaynaklarla ilgili aramalar sevgili gibidir. Ne kadar arzuluyorsanız o kadar kavuşursunuz.”

Akıllı bina ile enerji tasarrufu

“Yeni hizmet binamızı kendimiz yaptık. Aydınlatmadan, ısıtma, soğutmaya kadar hemen her şeyi güneş enerjisi panellerinden elde ettiğimiz enerjiyle sağlıyoruz. Çatımızda elektrik üretiyor, bunu verimli şekilde bina içinde kullanıyoruz. 2022’de 600 ton karbondioksit salınımı engelledik, 7800 ağaç kurtardık. Elektriğimizin yüzde 40’e güneş panellerinden geliyor. Sıcak su ısıtmamızın yüzde 68’ini güneş kolektörlerinden elde ediyoruz. Tüm binada otomasyon var. İnsan yoksa, enerji kaynaklarını kapatıyor. Yağmur suyunu topluyor, yeşil alanların yüzde 82’isini bununla suluyoruz. Gri su sistemi ile suyu arıtıp tuvaletlerde kullanarak yüzde 80’e varan su tasarruf sağladık. Bu şeklide benzer bir binaya göre kullandığımız enerji miktarı 3’te 1’e kadar düştü. Yaptıklarımızı TSE ve diğer kurumların denetimi ile de sertifikalandırdık.”

Yeşil üretim önem kazanacak

“Bugün çevre bilinci çok gelişti. Dünyaya demir ihraç ediyorsanız, bunun karşılığında doğaya ne koyduğunuz soruluyor. Çevreye verilen zararı neyle telafi etmişsiniz? Bu nedenle yenilenebilir enerjinin üretimde kullanımı, ihracat açısından daha önemli olacak. Bunun için gerekli düzenlemeleri yaptık. Geçen yıl teşvik niteliğinde bir karar aldık. Tüm sanayicilerimiz harıl harıl kendi enerjisini üretmek için çalışıyor, santral kuruyor. Bu, enerji bütünlüğünün de bir parçası olacak ve enerji arz güvenliğine katı sağlayacak.”

Durma lüksümüz yok

“Enerji konusunda hiçbir zaman durma lüksümüz yok. Piyasayı geriden değil, önden takip ediyoruz. Enerji piyasa sasının hangi yöne çevrileceğini, yatırımcılarımız açısından hangi yöne gideceğini bilmek ve tabiri caizse sektöre ücretsiz uzmanlık hizmeti sunmak zorundayız. Bu noktada uzmanlarımız sadece ülke içinde değil, Avrupa’daki birçok kuruma da eğitim veriyor. Türk ülkeleri, Afrika, Balkan ülkeleriyle çalışma protokollerimiz var. Onlara da ciddi manada katkı veriyoruz. Bunu ülke tanıtımı açısından da önemli buluyoruz.”