Eczacılık tarihine yolculuk: Türk Eczacılık Tarihi İhtisas Müzesi

Eczacılık tarihine yolculuk: Türk Eczacılık Tarihi İhtisas Müzesi

İlaç yapımında kullanılan gereçler, tarihi Pasteur Eczanesi, porselen ilaç kavanozları, şiddetli zehir dolabı… Osmanlı’dan günümüze eczacılıkla ilgili 4 bini aşkın obje, Türk Eczacılık Tarihi İhtisas Müzesi’nde sergileniyor.

Beyazıt Meydanı’ndaki Tarihi Keçecizade Fuat Paşa Konağı, İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’ne ev sahipliği yapıyor. Tarihi bina bugüne dek sayısız eczacı yetiştirmesinin yanında eczacılık tarihine de ışık tutuyor. Türk Eczacılık Tarihi İhtisas Müzesi sayesinde geçmişle gelecek arasında köprü oluyor.

İlk müze 1960’da kuruldu

Alanında ilk ve tek olma özelliğini taşıyan müzeyle ilgili çalışmalar aslında 1930’lu yıllara kadar uzanıyor. Türkiye’de bir eczacılık müzesi kurmak için ilk adımı Doç. Dr. Naşit Baylav attı. Ancak İkinci Dünya Savaşı nedeniyle girilen sıkıntılı süreç yüzünden amacını gerçekleştiremedi.

Ardından bayrağı Prof. Dr. Turhan Baytop devraldı. Baytop, eczacılık okulundan mezun olduktan sonra mesleğinin tarihiyle yakından ilgilenmeye başladı. Hikayenin gerisini, müzenin yıllar sonra tekrar hayata geçmesini sağlayan Eski İstanbul Üniversitesi Farmakognozi Ana Bilim Dalı ve Eczacılık Tarihi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Afife Mat şöyle anlatıyor:

“İlk müzeyi kurmayı başaran Prof. Dr. Turhan Baytop, aynı zamanda İstanbul Üniversite Eczacılık Fakültesi Farmakognozi Bölümü’nden hocam. 1960’da kendi şahsi koleksiyonuyla bir müze kurdu. O zaman ‘Eczacılık Tarihi Müzesi’ adıyla kuruldu. 1962’de de Topkapı Sarayı Müze Müdürü Hayrullah Örs, hekimbaşı odasındaki birtakım malzemeyi bizim fakülteye devretti. Başka meslektaşların da katkılarıyla, bağışlarıyla müze genişledi.”

Bağışlarla günden güne zenginleşen müze, 1999 Marmara depremine kadar fakültenin çatısı altında yer aldı. Ancak deprem sonrası Eczacılık Fakültesi’nin binaları güçlendirme için boşaltıldı. Bu esnada müze kapandı ve içindeki tarihi eşya ambalajlanarak arşiv binasında depolandı.

Halka açık olmayan müze

Müze, tarihi binadaki restorasyon çalışmalarının ardından 6 Haziran 2012’de yeniden kapılarını ziyarete açtı. Eczacılık Fakültesi’nin dekanlık katında yer alan müze açıldıktan sonra yaşananları Prof. Dr. Mat şöyle anlatıyor:

“İki büyük salon müzenin bütün eşyasını sergilemek amacıyla ayrıldı. Bu tarihi zenginliği, mirasımızı güvence altına almak için 2017’de Kültür Bakanlığı’na resmi müze olma başvurusu yaptık. Şartları yerine getirdik ve resmi olarak Kültür Bakanlığı’na bağlı tescilli bir müze olduk.”

Böylece Şubat 2018’de Türk Eczacılık Tarihi İhtisas Müzesi olarak yeniden açıldı. Prof. Dr. Mat, bir detaya dikkat çekiyor:

“Müze, ihtisas müzesi olması nedeniyle halka açık değil. Sadece meslektaşlara, yani sağlık alanında çalışanlara ve araştırmacılara açık. Çünkü burada sadece görülecek değil, araştırılacak da birçok malzeme var.”

4 bini aşkın obje sergileniyor

Gelelim müzede sergilenen objelere… Müzede eczacılık tarihinin dünden bugüne hikayesi yer alıyor. 4 bin civarında objenin yer aldığı müze ile ilgili detaylar için yine Prof. Dr. Mat’a kulak veriyoruz:

“Bu müzede öncelikle eczacılık eğitiminin tarihini göreceksiniz. Türkiye’de eczanelerin ve ilaç endüstrisinin tarihini göreceksiniz. Eski mektep tabelaları, mezunların fotoğrafları, diploma defterleri ve her dilde çok sayıda kitap var. İki tane de tarihi eczanemiz var. Biri 1860’da açılan Pasteur Eczanesi, diğeri de 1888’de açılan İstikamet Eczanesi. Son sahiplerinden bize verilmiş, devredilmiş ve bağışlanmış bu eczaneler. Her iki salona da birer tane eczaneyi yerleştirdik. Eczane dolaplarının içinde ilaçları ve eczanelerde ilaç yapımında kullanılan malzemeleri sergiliyoruz. Tarihi eczanelerden gelen terazi ve çeşitli malzemeyi küçük vitrinlerde sergiliyoruz.”

Müzede Topkapı Sarayı Enderun Eczanesi’nden gelen objeler de yer alıyor. Şiddetli zehir dolabı, porselen ilaç kavanozları, cam ilaç şişeleri, drog kutuları burada göze çarpan önemli eczacılık malzemeleri.

Türk eczacılarının Osmanlı ve Cumhuriyet döneminde kullandıkları farmakopeler, formülerler ve ders kitaplarının yanı sıra değişik tıp kitapları müzeyi zenginleştiren unsurlar. Kitapların büyük çoğunluğu Osmanlıca ve Türkçe. Geriye kalanlar ise İngilizce, Almanca, Fransızca, İtalyanca, Ermenice ve Rumca… Müzede bulunan en eski kitap 1734 tarihli Nicolas Lemery’nin “Pharmacopee Universelle” isimli eseri.

“Eczacılık nereden nereye gelmiş görülmesi gerek”

Eczacılık tarihinin geçmişine ışık tutan müze, bu mesleğe gönül verenler ya da bu işe adım atmak isteyenlerin ilgisini çekiyor. “Her şeyden önce bir meslektaşın mesleğinin tarihini bilmesi gerekir” diyen Prof. Dr. Mat sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Eczacılık nereden nereye gelmiş görülmesi gerek. Tabii ki hiç tahmin etmedikleri bilmedikleri bir şey. Onu görmüş oluyorlar ve araştırmacıların da çok ilgisini çekiyor. Tabii ki bu çok büyük bir görgü. Geçmişte eczacılık nasılmış bunu görmüş oluyorlar. Bir kültür, bir bilgi bence.”

Bina Mimar Auguste Bourgeois imzası taşıyor

Türk Eczacılık Tarihi İhtisas Müzesi’nin içinde bulunduğu binadan da biraz söz etmek gerekiyor. Beyazıd Meydanı’nda yer alan bina Sadrazam Keçecizade Mehmet Fuat Paşa tarafından Mimar Auguste Bourgeois’a yaptırıldı. 1868’de inşa edilen konak, kısa süre sonra Sultan Abdülaziz’in isteği üzerine Maliye Nezareti yapılmak üzere satın alındı.

Uzun süre Maliye Nezareti olan bina ardından sırasıyla İstanbul Erkek Lisesi ve Askeri Tıbbiye Mektebi’ne ev sahipliği yaptı. 1959 yılında 1999’a kadar Eczacı Okulu olarak hizmet verdi. 1999 depreminden sonra restorasyon çalışması başlayan binada 2010 itibarıyla yeniden eczacılık eğitimi verilmeye başlandı.